<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542157893224375760</id><updated>2011-04-21T14:51:25.967-07:00</updated><category term='akapungtur'/><category term='beyin'/><category term='biyoenerji'/><category term='psikoloji'/><category term='davranış bozuklukları'/><category term='şifa'/><category term='ilaç'/><category term='hastalık'/><category term='baş ağrısı'/><category term='tedavi'/><category term='akupungtur'/><category term='migren'/><category term='ruhsal bozukluklar'/><category term='biyoterapi'/><category term='terapi'/><category term='aromaterapi'/><title type='text'>DÜNYANIN TAMAMLAYICI TIP PORTALI</title><subtitle type='html'>HASTALIKLARA ALTERNATİF TEDAVİLER İLE ÇÖZÜM BULUN...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>radar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12035689583312580376</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>4</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542157893224375760.post-766940296478973727</id><published>2007-10-20T13:28:00.000-07:00</published><updated>2007-10-20T13:31:20.346-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='davranış bozuklukları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beyin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruhsal bozukluklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikoloji'/><title type='text'>BEYİN ELEKROFİZYOLOJİSİNİN RUHSAL BOZUKLUKLARDAKİ YERİ VE ÖNEMİ</title><content type='html'>AMAÇ: Multidisipliner yaklaşımla Beyin-Davranış arasındaki nedensellik ilişkisini görsel ve objektif verilerle açıklayabilmek ve bilgisayar teknolojisi ile hızlı,güvenli ve başarılı psikiyatrik tedavi sağlamak.YÖNTEM ve BULGULAR:Çağdaş psikoloji davranış ve beyin arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyor.Kimyasal psikoloji,Moleküler biyoloji ve Psikiyatrik elektrofizyoloji ciddi akademik tartışma konularıdır.Diğer taraftan önemli bir gerçek de vardır ki davranış ve beyin arasındaki ilişki sıradan etki tepki ilişkisi ile anlaşılamaz.Sanatsal düşünce,sembolik düşünce etki tepki diyalektiği ile açıklanamaz.Çağdaş psikolojinin aşağıdaki temel varsayımı ruhsal bozukların açıklanmasını kolaylaştıracaktır:I. Beynin temel işlevi bilgi işlem yapmaktır.II.Öğrenilen şeyler beyinde depolanmakta ve sürekli kullanılmaktadır.III.Davranış-Beyin ilişkisi reseptörler,sinapslar,nöron havuzlarından oluşan entegre nöral network demektir.IV.Akıl hastalıkları entegre nöral networkun bozulmasıdır.V. Psikoterapi yanlış proses edilmiş anıların bilinçli bir şekilde proses edilmesini sağlamaktır.Akılsız bir beyin,beyinsiz bir akıl düşünülmemelidir.Amerika Klinik Nörofizyoloji Cemiyeti ve Amerika Nöroloji Akademisi(Nuwer,1997) Sayısal EEG’yi geleneksel EEG’ye göre kaydedilebilir ve gözden geçirilebilirlik açısından avantajlı bulmuştur.Depresyon,şizofreni,öğrenme bozuklukları,dikkat eksikliği,madde bağımlılığı,alkolizmve adli psikiyatri de endikasyon alanı içerisine alınmıştır.Sayısal EEG nedir?Beynin spontan elektriksel faaliyetinin kaydı olan elektroensefalografi (EEG) Nöropsikiyatride tanıya yardımcı ve hastalığın seyri hakkında bilgi verici olarak kullanılmaktadır.Daha önce epilepsi araştırmaları ile sınırlı olan çalışmalar son yıllarda gelişme gösterdi. Kantitatif EEG yöntemleri geliştirildi. Beynin ürettiği sinyallerin analog kayıttan sayısal çevirici kart aracılığı ile sayısal veriye dönüştürülmesi mümkün oldu.Bilgisayar kontrollü bioelektrik veri kayıtları filtre edilir. Yapılan sayısal filtrasyonla biosinyallerin yüksek frekanslı ve alçak frekanslı elemanları ayrılır. Kaydedilen aktivite depolanır,analiz edilir.Spektral analiz denilen yöntemle elektriksel sinyalin özellikleri bozulmadan Alfa, Beta, Teta ve Delta “power”lara ayrılır.Bioelektrik sinyallerinin lokalizasyonu geliştirilmiş bir programla belirlenir. Böylece lokalizasyon değeri olan bir işlevsel görüntüleme elde edilmiş olur (Dynamic Brain Mapping).Daha sonraki aşamada geliştirilmiş yaş grubu ile karşılaştırılır. (Norm Comparation). Norm çalışmasına göre beyin bioelektrik sinyallerinin gücü belirlenir.Delta ve teta frekans bandındaki sinyaller norm tablosuna göre ortalamanın üzerinde ise ilgili beyin alanlarının yavaş sinyaller ürettiği anlaşılır.Klinik anlam olarak o bölgelerin metabolizmasının yavaşladığı nedensellik ilişkisi kurulabilir. Alpha bandında ortalama üstü yükselirse kısmi yavaşlamayı gösterir. Beta bandında norm karşılasması sonucunda yükselme varsa hızlı sinyallerin fazla üretildiği anlaşılır. Klinik anlam olarak hücreler arası enerji transferinin hızlanması anlaşılır.Bu durum metabolizmanın hızlanması anlamına gelir. Ruhsal gerilim veya kullanılan psikotrop ilaçların etkisini de gösterebilir. Klinik izlemede tedavinin belli aşamalarında altıncı,on ikinci ve yirmi dördüncü haftalarda yapılacak yeni kayıtlarda eski profildeki bioelektrik değerler yeni profilde sağlıklı grup veri tabanına yaklaşmış ise tanı ve tedaviyi güçlendirici olarak algılanır.Bütün laboratuvar incelemelerinde olduğu gibi yanlış negatif yanlış pozitif sonuçlar her zaman söz konusudur.Sinyaller içine karışan, kaydedilen, aktivite ile ilgisi olmayan sinyaller (artifakt) uygun programla küçültüldüğü için kantitatif analiz beynin biyoelektrik işlevi hakkında gerçekçi bilgiler verebilmektedir. Her süpürümün (epoch) ortalama alma işleminden geçmesi uygun yazılımla gerçekleşir.Uygulamada sayısal EEG’nin yeri nedir?Ruhsal bozukluklarda “Trait marker” ve “State marker” olarak kullanılabilir.Lokalizasyon değeri olan bir EEG’dir.Neurobiofeedback sistemi ise dezorganize alana uygulama yapılmak için yararlıdır.Uzun süren stresin hemisferik asimetri yaptığı,yavaş frekans bandında artışa yol açtığı alanlar beyin işlevsel haritası ile belirlenir.İlgili beyin alanlarına elektrotlar bağlanır ve terapi süreci başlatılır.SONUÇ : Sonuç olarak;Elektrofizyolojik metodolijinin günlük psikiyatrik uygulamalarda “State marker” olarak önemi gittikçe daha çok anlaşılmaktadır.Acı veren süreçlerin beyinde yoğun analize tabi tutulması ve bu süreçleri kontrol edebilme becerisinin kazanılması,psikoterapinin görselleşmesi,beyin işlevsel görüntülenmesi ile olumlu pekiştirmenin yerleşmesi gerçekleşir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542157893224375760-766940296478973727?l=uzmandoktorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/feeds/766940296478973727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3542157893224375760&amp;postID=766940296478973727' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/766940296478973727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/766940296478973727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/2007/10/beyin-elekrofizyolojisinin-ruhsal.html' title='BEYİN ELEKROFİZYOLOJİSİNİN RUHSAL BOZUKLUKLARDAKİ YERİ VE ÖNEMİ'/><author><name>radar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12035689583312580376</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542157893224375760.post-4222829688224791953</id><published>2007-10-20T13:27:00.000-07:00</published><updated>2007-10-20T13:28:14.833-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biyoenerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='terapi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biyoterapi'/><title type='text'>BİYOTERAPİ:</title><content type='html'>Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince. Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır."Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır.Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz. Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542157893224375760-4222829688224791953?l=uzmandoktorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/feeds/4222829688224791953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3542157893224375760&amp;postID=4222829688224791953' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/4222829688224791953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/4222829688224791953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/2007/10/biyoterapi.html' title='BİYOTERAPİ:'/><author><name>radar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12035689583312580376</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542157893224375760.post-1994520706801351374</id><published>2007-10-20T13:22:00.000-07:00</published><updated>2007-10-20T13:23:22.202-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='migren'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akupungtur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='baş ağrısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akapungtur'/><title type='text'>Migren kâbusunu akupunktur bitirebilir:</title><content type='html'>Yaşam kalitesini düşüren, iş verimliliğini azaltan migren ağrıları, akupunktur yöntemi ile yüzde 70'e kadar azaltılabiliyor. Migren, yaz aylarında sıcağa bağlı olarak artış gösteriyor. Kişinin yaşam kalitesini düşüren, iş verimliliğini önemli ölçüde azaltan migren ağrılarını akupunktur yöntemi ile azaltmak mümkün. Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Dr. Hüseyin Arslan, migren ağrılarının akupunktur ile yüzde 70'e kadar azaltılabileceğini kaydetti. Özellikle yaz aylarında, migren ağrılarının artığını hatırlatan Arslan, migrenin kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü, iş verimini azalttığını belirtti. Arslan, "İğne ya da lazer akupunktur yöntemi ile 10-12 seansta migren ağrılarını yüzde 60 ila 70 oranında azaltmak mümkün" dedi. Hüseyin Arslan, akupunktur yönteminin sigarayı bırakmada da etkili olduğunu, bu yöntemle sigaranın tek bir seansla bırakılabileceğini anlattı. Arslan, akupunkturun zenginlere hitap ettiği yönündeki kanının da doğru olmadığını vurguladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542157893224375760-1994520706801351374?l=uzmandoktorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/feeds/1994520706801351374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3542157893224375760&amp;postID=1994520706801351374' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/1994520706801351374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/1994520706801351374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/2007/10/migren-kbusunu-akupunktur-bitirebilir.html' title='Migren kâbusunu akupunktur bitirebilir:'/><author><name>radar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12035689583312580376</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3542157893224375760.post-6689577899076569942</id><published>2007-10-20T13:20:00.000-07:00</published><updated>2007-10-20T13:21:55.372-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='terapi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aromaterapi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilaç'/><title type='text'>Aromaterapi:</title><content type='html'>Aromalı kokan bitkilerin kulanımı çok eskilere dayanır. Kurutulmuş çiçek, odun, reçine, meyve veya kabukların yakılarak tütsülenmesi ile hastalar tedavide, temizlikte veya bazı ilkel kabilelerde batıl inançların tapınmalarında kulanılmıştır. Çiçekler ezildikten sonra sabun, kozmetik madde yapımında ve tedavi maksadıyla kulanılmıştır. Bitkilerin çiçek, kök, gövde, reçine veya kabuklarından özel metotlarla damıtılarak esanslar eldeedilmiştir. Tarihte ilk defa su buharı ile damıtmayı (destilasyon) İbn-i Sina MS: 1000 yılında gerçekleştirmiştir. Büyük bir Türk alimi olan İbn-i Sina batılılar tarafından ya iranlı veya arap olark bilinmeke, fakat asla Türk olduğından baksedilmemektedir.Arkolojik kayılardan destilasyonun MÖ: 3000 yıllarında şimdiki pakistanda kulanıldığı bilinmektedir. Sedir, tarçın ve çam terpeninin MÖ:1400'lü yıllarda Mısırda subuharı ile damıtılarak ve hatta eteryağı sabityağ içinde çözerek, bundan fitil, krem, yakı, ve tozlar imaletikleri tesbitedilmiştir. Filistin, Sümer, Asur, Rom, eski Hint ve eski Çinlerinde bitki esanslarını kulandıkları bilinmektedir. İbn-i Sinanın (980-1037) su buharı ile damıtma (destilasyon) metodunu geliştirmiş ve tarihte ilk efa saf eter yağı (ucucu yağ, eterik yağ veya esans) eldeedilmiştir. Bu buluş tek başına İbn-i Sinaya ayit olmayıp kendinden önce bu alanda islam alimlerinin yüzlerce yillık bir çalışmasınıa son noktayı komuştur. İbn-i Sinanın yazdığı yüzlerce eserden malesef istifade edemiyoruz. Milli Eğitim ve Kültür Bkalıkları ne işe yarıyor. İngiliz asıllı doktor ve astrolog Nicholas Culpeper (1614-16549) aromalı bitkiler üyerine araştırmalar yapmış ve eserler yayınlamıştır. Bir çok alim onu takipetmiştir. Aromaterapinin asıl kurucusu frasız asıllı kimyacı Rene’ ‚Maurice Gattefosse’ olup 1936 yıllında ‚Aromaterapi’isimli eserini yazmış ve o günden beri bu ilim dalı Aromaterapi diye anılmnıştır. İmal (üretme) metotları:Eter yağına yağdenmeine rağmen dier yağlara benzemez. Örnerğin ayçiçekyağı, zeytin yağı veya bademyağı gib yağlar sabit yağlardır. Oysa eter yağı yüksek kaliteli ucucu yağlardır. Eter yağı suda çözülmez veya çok kötü karışırken sabit yağlar ve alkolle çok güzel karışır.Eter yağı aromalı bitkilerin genelikle beli bölgelerinde: yaprak, çiçek, kabuk, gövde, kök veya reçinesinde yoğunlaşırlar. Bazı bitkilerden ise aynı anda daha fazla ve farklı eter yağı eldedilebilir. Örneğin portakalın çiçek, yaprak ve meyve kabuğundan üç farklı eter yağı kazanılır. Destilasyon:Destilasyon ok yaygın olarak kulanılan bir metotdur. İnce kıyılan aromalı bitki drogu içi damıtılmış sula dolu olan destilasyon balonuna (topar) konur ve alttan ısıtılınca bitkinin birleşimindeki eter yağı çözülerek gaz haline gelir. Gazhalie gelen et yağı eafında soğuksu akıntısı olan bir borudan (kondensör) geçirilince tekrar sıvılaşır ve özel bir balonda (cam balon) toplanan eter yağı eldeedilir. Su buharı ile damıtmada aşırı sıcak ve yüksek basınç eter yağının kalitesini düşürür. Yağda bekletme (Enfleurage):Bu metot destilasyondan çok farklıdır. Burada çok narin olan çiçekleriden eter yağı elde etmek için bu metot kulanılır. Cam üzerine yayılan tereyağ üzerine bir sıra çiçek dizilirve onun üstüne tekrar tereyağı yayılır ve üzerine çiçek dizilir ve buna 5-6 kat oluncaya kadar devamedilir. Bitki çiçeğine göre bu 1-4 hafta bekletildikten sonra destilasyonu yapılır. Bu metotla eldeedilen eteryağı en kaliteli olanıdır, fakat bu metot çok pahalı olduğundan pek kulanılmaz. Solvenle (eriten, çözücü) eter yağı eldeetme:Solvenle eter yağı eldeetme çok ucuz ve çok basit bir yöntemdir. Eter yağı içeren bitki druğları ince kıyıldıktan sonra içi solvenle dolu cam balona konur destilasyonu yapılır. Solven genelikle heksan veya petroleter gibi zehirli kimyasal çözücüler olduğundan bunların destilasyondan sonra eter yağından ayrılması yüzde yüz mümkün olmadığıdan dahili olarak kulanılmaları mahsurlu olabilir. Soğuk baskı ile eldeedilen eter yağı:Bu metotla meyve kabukları soğuk baskı ile eter yağı eldeedilr. Bunların başında portakal-, greyfurt-, limon-, ve turunç kabukları gelir. Meyve kabuklarının ilaçlanmamış meyvelerden olması gerekir aksi halde faydadan çok zarar verebilir. Günümüzde ilaçlanmamış turunçugiller bulmak adeta imkansızdır, bu nedenle bu konu çok önemlidir. Eter yağının kulanım alanları:Eter yağının kulanım alanları oldukca çoktur ve burda ancak bir kaçına değineceğiz. Bazı eter yağları çok yoğun olduğundan inceltilmeden kulanılması mahzurludur ve özeliklede bu konuya hamilelerde ve bebeklerde dikkat edilmelidir. Yetişkinlerin kulandıkları bazı eter yağları 6 yaşından küçükler için mahsurludur, örneğin okaliptus yağı içeren doğal ilaçlar. Aromalı doğal ilaçlar genelikle 4-6 adet bitki eter yağının karışımından elde edilen iksirler kulanılır.1-) Aroma yağı: Kişi çok sevdiği eter yağından 8-10 damla aroma lambasının üstündeki suya ilave edilir ve suyun altındaki mum yakılır. Suyun ısdınması ile birlikte içindeki eter yağıda buharlaşır ve odaya yayılarak güzel bir koku verir. Limon ve gül yağından 8-10 damla yeterli gelirken, laden ve topalak yağı çok ağır olduğundan ancak 1-2 damla yeterlidir. 2-) Masaj yağı:Bazı eter yağılarının ise masaj yağı olarak kulanılmasının çok güzel etkileri olur. Eter yağlarından 1 ml alınır ve 49 ml ana yağ ile karıştırılır. Ana yağı zeytin yağı, badem yağı ve jojoba yağı olabilir. Ana yağın seçimi eter yağına göre farklı olabilir. Ana yağdan 49 ml ve eter yağından 1 ml ile karıştırılark masaj yağı eldeedilr. 3-) Enhelesyon yağı:Genelikle nefes yollerı rahatızlıklarına etkili olan eter yağları secilir ve bunların özel karışımı ile iksirler elde edilir. Eter yağından 10 ml 90 ml %96’lık alkolle (etil alkol) karıştırılır ve buna 200 ml damıtılmış su ilave edilerek %32’lük inceltilmiş eter yağı eldeedilir. Bu şekilde inceltilen eteryağı enhelasyonda veya dezodorizan (fena kokuları yok edici) olarak kulanılır. Bu alanda oldukça çok natürel ilaçı eczanelerden teminetmek mümkündür. Mesela: 10 ml nane yağı (Eter yağı) ve 5 ml okaliptus yağı 85 ml alkollü (Etanol) (Fahrenberg, Selg ve ekibi) karıştırıldıktan sonra eldeedilen bu iksirle başağrısı ve migren rahatsızlığı olan hastaların şakaklarına 2-3 damlama günde 3-4 defa sürülmesi ile hastaların rahatladığı tesbitedilmiştir.Eter yağlarını özelikleri: Burada adı geçen hiç bir bitkinin eter yağının etkisi Aloe Vera, Noni ve Aloxi’nin etkisi ile karşılaştırmak mümkün değildir. Örneğin limon tansiyon düşürücü, fakat tansiyonun sebep olan etkenleri ortadan kaldırıcı özeliği yoktur. Budan dolayı etkisi kalıcı değil geçicidir. Oysa Aloe vera, Tahitian Noni veya Aloxi sebebi ortadan kaldırıcı vede vücudun bütün hücrelerini yenileyici (rejenerasyon) özeliğe sahiptirler. Bu nedenle ne kimyasl nede bitkisel hiç bir ilaç bu iki doğal ilaç&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3542157893224375760-6689577899076569942?l=uzmandoktorum.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/feeds/6689577899076569942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3542157893224375760&amp;postID=6689577899076569942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/6689577899076569942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3542157893224375760/posts/default/6689577899076569942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://uzmandoktorum.blogspot.com/2007/10/aromaterapi.html' title='Aromaterapi:'/><author><name>radar</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12035689583312580376</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
